İnsan Değeri, Marka Kültürü

8 Nisan 2022

Geçtiğimiz ay IBM “Think Summit” etkinliği gerçekleştirildi. Bolca yapay zekâ, bulut teknolojileri, büyük veri gibi teknolojik konuların yanı sıra cesaret, farklılık, yenilik yani pazarlama ve marka ile ilgili konuların insan boyutu konuşuldu. Tam isabet. Şüphesiz ki, insandan arındırılmış bir şekilde ele alınan pazarlama ve marka girişimlerinin işi kolay değil.

Dış Ses – İç Ses

Pazarlama cephesinden bakınca öncelikli konu müşteri memnuniyeti ve müşteri ilişkileridir. Müşterinin sesini duymak, dinlemek, ihtiyaçlarını anlamak, iletişim halinde olmak, çözüm sunmak, kurduğumuz bağı pekiştirmek gereklidir. Bütün bu süreci başarılı yönetebilmek için birimler oluşturulur, ekipler kurulur, yazılımlar geliştirilir, araştırmalar yapılır, raporlar üretilir. Müşteri memnuniyetinin üst düzeyde sağlanması hedeflenir ve bu alana büyük yatırımlar yapılır. Markanın varlığı ve sürdürülebilirliği bakımından oldukça kritik bir öneme sahip olan müşteri memnuniyeti ve müşteri ilişkilerini geliştirmek, doğal olarak karşımıza bu süreçlerin yönetimindeki en değerli yatırımın markanın-kurumun insan kaynağı olduğunu çıkarır. Tam da bu anda bir markanın en değerli varlığından hareketle iç müşteri olarak tariflenen çalışanlar, ekip ve bir kaynak olarak insan çıkar karşımıza.

Markalar, müşterileriyle olan ilişkilerini doğru ve uygun temeller ve sürdürülebilir stratejiler üzerine kurabilmek için bunca yatırım yaparken ekiplerini, çalışanlarını; emeğini, zamanını, aklını, fikrini, tecrübesini markanın hizmetine sunan insanları bunun dışında tutmak anlamlı değil elbette. İnsan kaynağı yönetimi, çalışan markası, işveren markası vs. bu tanım ve başlıkları alanın uzmanlarına emanet ediyor ve bu alanın uzmanlarıyla ortak olduğumuz temele “pazarlama ve marka bileşenlerinin de temelinde olana, insana” dikkat çekmek istiyorum. Bilinmelidir ki, markalar ancak, güçlü bir kadro oluşturabildikleri, çalışanlarının seslerine kulak verdikleri, aynı hedefe ortak inanç ve heyecan ile koşabildikleri koşullarda başarılı olacaktır.

Yeni Şirket Kültürü

Araştırmalar yeni neslin işyerinde mutluluğu öncelediğini ve yöneticilerinin iletişime açık olmalarını beklediklerini gösteriyor. Bunu dikkate alarak kurumlar uzun vadeli insan kaynağı yönetimi için ücret politikalarının ötesinde imkânlar sunmalı. Başarılı insan kaynağı yönetim stratejileri, yetenekleri çekerek, çalışanlarının gönlünde yer edip onları saygınlığı ile ikna edebilmeli. Bilhassa dijital olanakların gelişim ve hayatımızda yer alma hızı sebebiyle-insan kaynağı yönetim stratejilerinin önümüzdeki 5 yıl içerisinde geçtiğimiz 30 yıldan daha fazla değişeceği ve gelişeceği tahmin ediliyor. Kurum kültürü, çalışma saatleri, organizasyon yapıları, maaş politikaları, diğer haklar, destek ve eğitim programları gibi konular yenilikçi ve esnek yaklaşımlar ile geliştirilmeye ihtiyaç duyuyor. Kurumların, sistemi kalıplardan çıkarıp, basit, farklı, yenilikçi, tasarım kültürüne dayanan, esnek ve çalışanların içinde bulundukları iklimin verim arttırıcı olmasını sağlayacak şekilde düzenlemeleri gerekiyor. Özgürlük ve sorumluluk ilişkisinin en doğru sonuçları vereceği çoktandır ortada.

Kültür Gelişimi ve Marka Yönetimi

Gelişen, büyüyen ve genişleyen markaların işlerini büyütürken insan kaynağı süreçlerini bütün hız ve esneklik ihtiyacına rağmen dönüşüm ve gelişim için yeterli zamanı vererek yönetmeleri de bir başka gereklilik. “Kültür stratejiyi yer” bir hurafe değil, süreçler dikkatli yönetilmezse kesinlikle yer. Kültür ile birlikte kuşaklar arası farklar da eklendiğinde ki eklenmesi çok normal, aile şirketlerinde ve/veya aile şirketi olmayan genç 5-10 yıllık kurumlarda dahi yerleşmiş̧ kültürün izlerini görmek mümkün, artık kültür de hızlı oluşuyor. Aslında bu kültürün varlığı da gerekli, buna “kurum kültürü” diyoruz, “marka kültürü” ve “markanın özü” de aynı temelden besleniyor. Dikkat edilmesi gereken, bu oluşum ve gelişim sürecinin kendi haline bırakılmaması, yönetilmesi, geliştirilmesi ve yeniliklere uyumlu hale getirilmesi. Bir markanın özü kurumun kültürüdür. Bu kültürü geliştirmek, geleceğe taşımak için yeniliğe açık olmak, yerleşmiş gelenek ve alışkanlıklar var ise bunları devşirerek ileriye taşımak gerekir, her anlamda.

Yeniliğe Direniyoruz, Denenmiş ile Denenmemiş Olan Birleşmeli

Yeniliğe direnç insanın kodlarında var. Dilimizde hep bir yenilikçilik meselesi olsa da, beynimiz kısa yolları, alıştığı süreçleri işaretleyiveriyor, dahası coğrafyamızın yerleşmiş kültürü de “denenmiş olan iyidir ve icat çıkarma” yaklaşımına yatkın. Çok hızlı gelişen teknolojik altyapılar, iletişim araçları ve yeni nesil alışkanlıkları ile elbette bu yaklaşım da değişiyor, gelişiyor, artık “icat çıkarıyoruz”. İcat çıkarırken denenmiş olanları cebimize koyup yeni denemeler yapmak başarıya giden yolda önemli adımlar attırıyor, denenmiş olanı yok saymamız gerekmiyor. Dolayısıyla inovasyon kültürünün sistemi bozan bir unsur olarak algılanmaması, kurumları geleceğe taşımanın yolunun bu ikisini birleştirmekten geçtiği iyi anlaşılmalı ve anlatılmalı. Yeni teknolojiler, tasarım, inovasyon gibi konular bir ekip veya birimin işi olmaktan çok bütün kurumun yaklaşımı olarak benimsenmeli. Ancak bu şekilde kurumun kültürü, ortak değerler ve ortak hedefler tüm çalışanların dâhil, yetkili ve sorumlu olduğu bir iş birliği anlayışı ile gelişebilir.

Sistemi Yeniden Geliştirmek

Su-i misal emsal değildir, bazen kültürü yeterince dikkate almayan danışman kurumların filin zücaciye dükkânına girişi gibi ortalığı toz duman hale getirdikleri oluyor. Biraz toz-duman şüphesiz ki gerekli, tozsuz dumansız gelişmek zor. Fakat “denge”nin önemli olduğunu unutmamak, analiz aşamasında kurumun ve markanın değerlerini, kültüründeki unsurları dikkatlice inceleyip itina ile planlamak ve uygulamak gerekir. Ezbere tek tip çözümler iş görmüyor, esas olan bildiklerimizi geliştirmek, tekrar derleyip model ve yöntemleri kullanırken yeniden geliştirmek.

İşin özü, eğer markanıza yatırım yapmak ve pazarlama süreçlerinizi başarı ile yönetmek istiyorsanız; markanızı sizin kadar sahiplenen, ona inanan, önemseyen, fikir geliştiren, paylaşan, uygulayan, sorumluluğunu alan tutkulu çalışanlarınız olmasını sağlayın ve zevkle çalışabildikleri bir ekosistem oluşturun. Sonra gerekirse “logonuza” bir daha bakarız, yenileriz ama önce insan.

Birlikte var olur ve birlikte büyürsünüz.

© Copyright - Âsude Alkaylı |
</code&design> Tukan Ajans